Sivil Toplum, Özgür İnsan, Kardeşçe Yaşam

CHP’nin Sivil Toplum Raporunu ve CHP’nin çözüm önerilerini Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcıları Sencer Ayata, Umut Oran ve PM üyesi Aykan Erdemir gazeteciler ile paylaştı.
SİVİL  TOPLUM RAPORU KİTAPÇIĞINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.
CHP’nin Sivil toplumla ilgili Rapor ile ilgili açıklamaları köşelerine taşıyan gazetecilerin yazıları :
AKŞAM Gazetesi / Çiğdem Toker – Sivil toplum kimsenin arka bahçesi olmamalı

CHP’nin Sivil toplumla ilgili Rapor ile ilgili açıklamaları köşelerine taşıyan gazetecilerin yazıları :
AKŞAM Gazetesi / Çiğdem Toker – Sivil toplum kimsenin arka bahçesi olmamalı

CHP ‘Sivil Toplum’ projesini basınla paylaştı. ‘Özgür İnsan Kardeşçe Yaşam’ projesinin özünü, ‘düşüncelerin, devlet ile ‘her türlü cemaat’ baskısı olmaksızın, örgütlülük içinde ve özgürce ifade edilmesi’ oluşturuyor

‘Özgür İnsan Kardeşçe Yaşam’ projesini, CHP lideri Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcıları Sencer Ayata, Umut Oran ve PM üyesi Aykan Erdemir, bir grup gazeteci ve yazarla bir araya gelerek anlattı. Özgürlükçü demokrasinin ancak örgütlü bir toplumla ayakta durabildiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, projelerinin özünü, ‘düşüncelerin, devlet ile ‘her türlü cemaat’ baskısı olmaksızın, örgütlülük içinde ve özgürce ifade edilmesi’ diye tanımladı.

İKTİDARDAN ÇÖZÜM BEKLENİR:

Bugünkü yapıda eleştirenler cezalandırılıyor. Oysa sivil toplumun varlık sebebi, olumsuzlukları iktidarın önüne çıkarıp çözüm beklemektir. Siyasi partiler, kendi arka bahçelerini oluşturan sivil toplum ötesine geçerek sendika, medya gibi pek çok alanı oluşturuyorlar.

AİLE SİGORTASI- ÖZGÜR BİREY:

Ekonomik özgürlüğü olmayan kişinin siyasal özgürlüğü olamaz. Birine kul köleysem, tarafsız olamam. Önce Aile Sigortası’nı gündeme getirmemizin sebebi, Türkiye’deki 12 milyon 700 bin kişiyi, arka bahçe olmaktan kurtarmaktır. Bu aynı zamanda sivil toplumun güçlenmesine de hizmet eden kaynak dağılım projesidir.

DOĞU-GÜNEYDOĞU SORUNU:

Van’daki arama konferansında ortaya şu çıktı: Bir Doğu-Güneydoğu sorunu var. Kürt sorunu bunun parçası. Olaya doğru teşhis koymuşuz. Van’daki gençler, iş istedi. Kimse, ‘ben Kürtçe konuşamıyorum’ demedi.

ASIL STATÜKOCU AKP:

‘AKP değişimden yana, CHP statükocu’ diye bir algı var. Bu algıyı değiştiriyoruz. Bize göre statükocu parti AKP’dir. Yüzde 10 barajını kaldıralım, hayır. Darbelere kaynaklık ettiği söylenen İç Hizmet Kanunu 35′i değiştirelim. Peki. Kanun teklifi verin, verdik, yanaşmadılar. Anayasal özgürlükler. Komisyon kuralım dedik. Hayır. Dokunulmazlıklar. Hayır. Siyasetin finansmanı? Hayır. AKP, demokrasi ve özgürlüğü yalnız kendisi için istiyor.

GAZETECİLER YÜRÜRSE:

Yapılan baskıyı toplum ağır ağır hissediyor. Baskıyı önce entelektüeller hisseder. Düşüncelerini söyleyecek, nefes alamıyor. Eğer gazeteciler yürümeye başlamışsa, bilin ki, o toplumda demokrasi askıya alınmış demektir.

AVRUPA’NIN BAKIŞI DEĞİŞTİ:

Ergenekon davasında iki yerde duruyoruz. Birincisi, kimse yargılamadan azade değil. Suç varsa sanık olabilir. İkinci yer, yargılamaların hukukun üstünlüğü içinde yapılması. Biz bunları seslendirirken Avrupa sessizdi. Brüksel’e, Almanya’ya, Fransa’ya İngiltere’ye seyahatimiz sonrası tablo değişti. Artık onlar da biliyor ki, Türkiye’de demokrasi tehlikede. Medyanın üzerinde büyük baskı var, 68 gazeteci Türkiye’de hapiste. İlk söylediğimde şaşırmışlardı. Şimdi tablonun da değiştiğini görüyoruz.

ÇOCUK ERKİL TOPLUM:

Ataerkil toplum olmaktan çıkıp süratle çocuk erkil topluma gidiyoruz. Artık anne babaların bütün hedefi çocuklar. Doğu’da da geleneksel yapı kırılıyor. Aşiretler dağılıyor. Bu gerçekten hareketle çocuklarla ilgili proje geliştirdik.

GÜNEŞ Gazetesi / Rıza Zelyut – CHP projelerle geliyor…

Dün Ankara’da CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun verdiği kahvaltıdaydık. Yirmi beş gazetecinin katıldığı sohbet toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendinden çok emin ve gayet net konuşan bir politikacı olarak gördük. CHP; bu seçime ciddi projelerle giriyor. Bize bunlardan sivil toplum projesini anlattılar. Gündem öncesinde ben CHP Lideri’ne; ‘Size emeklilerden selam getirdim. Orduevi var; polisevi var, öğretmenevi var. Bize de emeklievi yaptırsın, dediler.’ diyerek üstümdeki selamı ve isteği aktardım. CHP Lideri; ‘Niçin olmasın; ilginç bir proje.’ dedi..

Sayın Kılıçdaroğlu; CHP’nin siyasete ve sivil toplum kuruluşlarına; ‘insanı özgürleştiren bir araç’ olarak baktıklarını vurgulayan genel bir değerlendirme yaptı. Prof. Sencer Ayata, Doç. Aykan Aydemir, Umut Oran gibi partili isimlerin sunumundan sonra gazetecilerin soruları başladı.

Bu sorulara CHP lideri şöyle cevaplar verdi:

Cumhuriyet Halk Partisi, önce cumhuriyet rejimini sonra da çok partili demokratik sistemi getiren bir partidir. Şimdi de çoğulculuk ve katılımcılık temelli özgürlükçü demokrasiyi getirmek için çabalamaktadır.

- Şimdiye kadar güçlü devlet, zayıf sivil toplum örgütü modeli geçerliydi. Biz ‘Güçlü sivil toplum olursa devlet daha güçlü olur.’ diyoruz. AKP güçlü sivil toplum değil, baskıcı devlet uygulaması yürütüyor. Gazeteciler bile temel hakları için yürüyorsa o rejime artık demokrasi denilemez.

- Bu hükümet sivil toplum kuruluşlarını yandaşlaştırmak için yoğun baskı yapıyor. Kendine oy verenlere ihalelerle kaynak aktarıyor. Ama bağımsız olan ve her yıl bütçe plan komisyonunda belirli mali destek verilen sivil toplum kuruluşlarını boğmak için de bu yardımı kaldırdı.

- Özgürlükte sonuna kadar varız ama şiddete de sonuna kadar karşıyız. Etnik ve inanç temelli özgürlük isteği bütün dünyada görülüyor. Bunların ifadesi özgürce olmalı ama şiddet içermemeli…

- Biz ‘Doğu ve Güneydoğu sorunu’ diyoruz. Kürt sorunu bu sorunun parçalarından birisidir. Doğu ve Güneydoğu’daki ekonomik ve sosyal sorunları da dikkate alan daha genel ve kapsayıcı bir politika yürütüyoruz. Ben Van’da vatandaşla görüşürken anadil talebi ile değil, yoğun biçimde iş talebiyle karşılaştım. Bu bile bir ölçüdür.

- İnanç ve ibadet hakkı insan haklarından birisidir, buna saygılıyız. Alevilerin talepleri de, varsa Sünni vatandaşlarımızın talepleri de demokratik kurallar içerisinde karşılanmalı, bu işe siyaset bulaştırılmamalıdır. Cemaatler olabilir ama buraların siyasi partilerin arka bahçesi haline getirilmesi yanlıştır.

- Ekonomik özgürlüğü olmayan vatandaşın demokratik tavır takınması mümkün olmuyor. Bu yüzden aile sigortasını getirdik ki vatandaş iktidara bağımlı olmadan oyunu kullanabilsin.

- – -

CHP Lideri, toplantıda Başbakan Erdoğan’a bir mektup yazdığını da belirterek, ‘Kayseri’deki yolsuzluk olayı ile ilgili o mektup. Kimden ne almış, kime ne vermiş o defterde hepsi yazıyor. Bakalım iki müfettiş görevlendirip de tarafsızca inceletebilecek mi?’ dedi.

Toplantıda ben de Başbakan Erdoğan’ın yöre derneklerinde yoğun seçim çalışmaları yürüttüğünü hatırlattım. Yine Ergenekon soruşturması ile tarafsız sivil toplum kuruluşlarının baskı altına alındığını, buna Türkan Saylan’ın başına gelenlerin örnek olduğunu söyledim.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu; iktidarın bu baskılarının korkudan kaynaklandığını; bu yüzden büyük basının kendi konuşmalarını vermeye çekindiğini de dile getirdi.

CHP’nin bundan sonraki projelerinin halkı çok yakından ilgilendiren ekonomik konularla ilgili olacağını da toplantıda öğrendik.

HABERTÜRK Gazetesi / Muharrem Sarıkaya – CHP’nin STK açılımı

AİLE Sigortası’nın ardından, CHP dün de Sivil Toplum Raporu’nu çıkardı.

Bir grup gazeteciyle raporun sunumunu dinleyenler arasındaydım.

Baştan belirtmeliyim ki akademik olarak iyi bir çalışma.

Bugüne kadar kıyıda köşede kalmış, önem verilmemiş toplumun geniş bir kesiminin, sivil toplum kuruluşlarının (STK) çok net röntgeni çekilmiş.

Bununla kalınmamış; sivil toplum örgütlerinin bugünkü durumu, geçim kaynakları ve iştigal alanları da çok iyi irdelenmiş.

Raporu hazırlayanlar arasında bulunan, sosyoloji alanındaki iyi bilim insanlarından CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata’nın da belirttiği gibi, Türkiye’deki STK’lar çok da özgür ve özerk değil.

Daha çok devletin uzantısı veya siyasi partilerin arka bahçeleri gibi gelişmişler.

CHP Raporu’nda bundan uzak; çağdaş ve demokratik bir toplumda var olabilmesi için STK’lar için düşünülen iyileştirilmeler de sıralanmış.

‘KATI VE YUMUŞAK…’

Sunum sonrası CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sorular yönelttik.

Ağırlıklı soru, din temelli STK’lara CHP’nin bakışı ve nasıl bir politika izleyeceği üzerineydi.

Kılıçdaroğlu, inanç temelli diye tanımladığı, “cemaatler” diye adlandırdığı STK’ları “katı” ve “yumuşak” diye ikiye ayırdı.

“Bunlar Türkiye’nin bir gerçeği” deyip ekledi: “Bu gerçeği kabul ederek çözüm önerilerimizi ve raporumuzu hazırladık…” CHP Raporu’nun çözüm önerisi aslında özgür birey ve devlet, siyaset tahakkümünde olmayan STK örgütlenmesini öngörüyor.

EN KALABALIK STK

CHP’nin bunu ne kadar başarabileceğini de yine raporda yer alan şu verilere bakarak irdelemek gerekiyor. Rapordaki veriye 86 bin 272 dernek, 4 bin 494 vakıf, 96 işçi sendikası, 54 kamu sendikası, 4 bin 794 oda, 58 bin kooperatif ile son sekiz yılda yüzde 42 artışla sayısı 86 bin 272′ye ulaşmış dernek bulunuyor. Yani STK’ların yüzde 90′ını dernekler oluşturuyor. Dikkat çeken ise bunların faaliyet alanı… Çünkü 86 bin 272 derneğin, 15 bin 336′sı “din hizmetleri” alanında çalışıyor. Başka amaçla kurulup inanç temelli olanlar bir kenara bırakılsa dahi, doğrudan din temelli çalışan derneklerin toplam içindeki ağırlığı yüzde 17.7… Tüm STK’lar içindeki payı ise % 10…

CHP NERESİNDE

Bu verilerden hareketle dün Kılıçdaroğlu’na da aynı soruyu yönelttim. 1970-80 döneminde, “sosyal iktidar” olarak da nitelenen dernek, vakıf, yardımlaşma, kalkınma örgütlenmelerinde CHP ağırlığı hissedilirdi. Bugün CHP’nin “sosyal iktidar” olarak da nitelenen kesimlerle ilişkisi ne düzeyde? Kılıçdaroğlu, “Samimi ya da derinliği olan ilişki yoktu; şimdi kurmaya çalışıyoruz” dedi. Son 30 yılını iç iktidar mücadelesine harcamış; partiyle bir şekilde ilişkili STK’ları dahi dışlamış CHP, gönül alabilir mi? CHP’nin düne kadarki politikası çerçevesinde zordu. Sosyal iktidarla ilişkiyi kaybettiği için, siyasal iktidara da bir türlü gelemiyordu. Bu gerçek görülmüş olacak ki yeni bir açılıma gidiliyor. Çok geç kalmış olmakla birlikte CHP, bu alanda da 1970′lere dönüyor.

MİLLİYET Gazetesi / Fikret Bila – CHP’den sivil toplum açılımı

CHP, kahvaltılı bir basın toplantısıyla “Sivil toplum” raporunu açıkladı. CHP mutfağındaki güçlü akademisyenler tarafından hazırlanan rapor, partiyi “devlet gölgesi”nden kurtarıp, sivil topluma yerleştirmeyi amaçlıyor.

Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi sosyologlardan biri olarak bilinen Prof. Dr. Sencer Ayata ve yardımcısı konumundaki Doç. Dr. Aykan Erdemir’in önemli katkılarıyla hazırlandığı bilinen rapora Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın çalışmaları da yansımış görünüyor.

Devletin değil halkın partisi

CHP’ye öteden beri iki eleştiri yöneltilir; devletçi ve din karşıtı olmak. Bu iki yafta CHP’nin yakasını bırakmamıştır. Rahmetli Bülent Ecevit liderliğe geldiğinde ilk işi bu iki yaftadan kurtulmak için harekete geçmişti. CHP’nin 1976 programında partiyi demokratik sol bir parti olarak tanımlaması, katı devletçiliği reddetmesi ve inançlara saygılı laiklik anlayışını geliştirmesi bu yüzdendir.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün sunduğu sivil toplum projesi de Ecevit’in bu çabalarının devamı niteliğindeydi. Özellikle son 10 yıldır yaşadığımız gelişmeler karşısında laiklik ilkesinin ve ulusal bütünlük ve güvenliğin korunması yolundaki politikalar nedeniyle, CHP hiçbir dönemde olmadığı kadar “devlet partisi” suçlamasıyla karşılaştı. Kılıçdaroğlu ve ekibi, bunun farkında olacaklar ki, dünkü açılım, CHP’nin devletçi yaftasından ve devletin gölgesinden uzak bir parti olacağı taahhüdüne dayanıyordu. Kılıçdaroğlu, CHP’nin devletin değil, halkın, toplumun partisi olacağı sözünü verdi.

Özgür insan, örgütlü toplum

CHP’nin sivil toplum örgütlerinin partisi olacağı ilan edilirken iki temel hedef ortaya konuldu. Birincisi özgür insan, ikincisi örgütlü toplum.

CHP, dün kendisini şöyle tarif etti:

“Sivil toplumun merkezinde özgür insan vardır. Sivil toplum, özgür bireylerin kendi özgür iradeleriyle kurdukları toplumsal birliklerden oluşur. Örgütlü bir toplumun yaşatılması ve güçlendirilmesi CHP’nin en önde gelen siyasi hedefidir. CHP, kendisini bir zümrenin, ırka dayalı bir aidiyetin ya da yerleşik iktidar güçlerinin değil, örgütlü sivil toplumun partisi olarak görür.”

Bu ifade CHP’nin oturmak istediği zeminin devlet değil toplum olduğunu gösteriyor.

İnanç temelli cemaatler

Devlet ve devletçilikten hızla uzaklaşmayı hedefleyen dünkü açılımda dikkati çeken ikinci bir yön de CHP’nin “din karşıtı” bir parti olduğu damgasından kurtulmak çabasıydı. Ecevit’in “inançlara saygılı laiklik” anlayışı “cemaatler” üzerinden yeniden tanımlanmış gibiydi.

Kılıçdaroğlu ve Sencer Hoca, inanç temelli cemaatlerin toplumsal bir gerçek olduğundan hareketle, toplumun manevi ihtiyaçlarını karşılayan; ancak iktidarın uzantısı haline gelmemiş, bir partinin arka bahçesi gibi işlev görmeyen, kâr amacı gütmeyen, içine hükümetleri de alan yolsuzluklara adı karışmamış, iktidarın sağladığı ihaleler yoluyla maddi olanaklardan nemalanmayan, katı hiyerarşik kuralları olmayan, bazı toplum kesimleri hakkında kuvvetli önyargılar taşımayan, kadınları arka plana itmeyen, biat kültüründen uzak inanç temelli cemaatleri bireyin yalnızlaşmasını önleyen ve manevi doyuma ulaşmasını sağlayan önemli kuruluşlar olarak görüyor.

Kılıçdaroğlu, inanç temelli cemaatleri bir gerçek olarak görüyor ve kabul ediyor. Yasaklamakla bir yere varılamayacağını düşünüyor. Bu yaklaşım Devrim Kanunları ve onları koruyan Anayasa’nın 174. maddesinin tartışmaya açılmasına varacak yeni bir yaklaşım gibi duruyor.

Kürt sorunu

CHP, Kürt sorununun sosyo-kültürel yönüne nasıl bakıyor? Sosyal ve kültürel varlığını kabul ediyor. Kürt sorununu, “Doğu ve Güneydoğu sorunu”nun bir parçası olarak tanımlıyor. “Doğu ve Güneydoğu Sorunu” derken, ekonomik ve sosyal bir sorun olarak görme eğilimi öne çıkıyor. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri de bunu gösteriyor:

“Van’daydım. Yanıma gelen gençlerin hepsi iş istediler, ben Kürtçe konuşamıyorum, Arapça konuşamıyorum, diyen olmadı.”

CHP, Kürtçenin öğrenilmesi ve öğretilmesini savunuyor, ancak eğitim ve kamu hizmeti dili olmasına karşı duruyor

MİLLİYET Gazetesi / Can Dündar – Demokrasi fidanlığı

İdris Küçükömer, soldaki politikacıları ikiye ayırır: Ankaralılar ve İstanbullular…

Ona göre “Ankaralılar”, devletçidir, plancıdır, “aradıkları cevapları önceden bilenler”dir.

“İstanbullular” ise Batı kültürünü tek dünya kültürü sayanlardır.

“İkisinin ortak yanılgısı, Anadolu insanı üzerinedir” der Küçükömer…

* * *

CHP, belki de 1970’lerin Ecevit’inden bu yana ilk kez farklı bir yol deniyor.

Bu seçimde iktidar partisiyle olduğu kadar, yerleşik imajıyla da uğraşıyor.

Üzerine yapışmış “Statükonun partisi” imajından soyunmaya çalışıyor.

“Asıl statükoyu savunan AKP’dir. Değişimi temsil eden ise biziz” tezini savunuyor.

“Devleti kuran parti”, bir gün çıkıp “Ben devletin değil, toplumun partisiyim” derse inandırıcı olabilir mi?

80 yıllık algı, 80 günde değişebilir mi?

Zor.

CHP lideri, dün sabah, sağına ODTÜ’lü hocamız Prof. Dr. Sencer Ayata’yı, soluna Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ı alarak bize CHP’nin “Sivil toplum projesi”ni tanıttı.

“Cumhuriyeti biz kurduk; çok partili seçimi ve ortanın solunu biz getirdik; sıra özgürlükçü demokraside” dedi.

Partinin sivil toplum anlayışının “ne olmadığını” anlatan üç başlık, özellikle önem taşıyor. CHP’ye göre sivil toplum;

Devlet güdümünde, cemaat cenderesinde ve neo-liberal anlayışta olmamalı…

Böylece CHP, “Devletçi değilim, ama cemaatlere ya da piyasaya da teslim olacak değilim” mesajı veriyor.

“Toplumun üzerinden devlet baskısı kalkmalı, ama cemaat baskısı, mahalle baskısı, ‘geçim karşılığı oy’ baskısı da kalkmalı” diyor.

Önce “Aile Sigortası” uygulamasıyla, 12 milyon yoksulu iktidarın oy deposu olmaktan çıkarıp özerkleştirmeyi, sonra da sivil toplumu demokratikleştirip güçlendirmeyi amaçlıyor.

* * *

Sorun şu ki, bugünkü haliyle çoğu sivil toplum kuruluşu, pek de sivil değil. 85 bin derneğin 15 bini dini hizmet alanında faaliyet gösteriyor. Erkek üye sayısı kadınların 5 katı…

Yani devletteki ataerkil yapılanmanın birer aynası durumundalar. Aynı itaate dayalı, otoriter ilişki biçimi, aynı emir komuta zinciri, aynı biat kültürü orada da geçerli… Bu halleriyle de bazen devletin kolluk gücü, iktidarın arka bahçesi işlevi görüyorlar.

“Sivil toplumu (dönüştürmeden) desteklemek, o yapıyı yeniden üretmek anlamına gelmez mi? Sivil toplum nasıl sivilleşecek” diye sordum Kılıçdaroğlu’na:

“Haklısınız, ama bir yerden başlamak zorundayız” dedi. Zamanla sağlıklı sivil toplum örgütlerinin, baskıcı cemaat yapılanmalarını bertaraf edeceğini söyledi.

Prof. Ayata’ya göre de, “demokrasinin fidanlığı” gibi örgütlenen bir sivil toplumda, demokratik toplumun altyapısı, mesela özgür insan fikri, müzakere kültürü, dayanışma değerleri, birlikte iş yapma kültürü yeşerebilir.

Umut Oran’a göre CHP’nin projesinde sivil toplumun demokratik dönüşümü için öneriler de var.

* * *

İdris Küçükömer’e dönersek; “Ankaralılar” ve “İstanbullular”dan farklı ve zorlu bir yola çıkıyor CHP…

“Anadolu insanı”nı kucaklayan, sivil bir arayışa girişiyor.

Kendi başına bu çabanın bile Türkiye için önemli olduğuna inanıyorum.

POSTA Gazetesi / Hakan Çelik – CHP’nin özgürlük seferberliği

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıcdaroğlu ile dün Ankara’da Göksu Restaurant’ta kahvaltıda bir araya geldik. CHP’nin “Aile Sigortası” ve “Sivil Toplum” başlıklı iki önemli çalışmasının tanıtıldığı toplantıya, Genel Başkan Yardımdan Prof. Dr. Sencer Ayata ve Umut Oran da analizleriyle katkı sağladı. Kılıcdaroğlu. Kürt meselesinden bedelli askerlik konusuna, gazetecilerin protesto yürüyüşlerinden cemaatlere kadar bir dizi konuda görüşlerini anlattı. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesiyle birlikte daha önce hiç temasa geçilmeyen toplum ve medya kuruluşlanyla iletişim kurmaya başladı. Hatta birkaç gün önce Samanyolu Haber Kanalında bir programa katıldı. Bu çerçevede dünkü kahvaltıya Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal da davet edilmişti. Kılıcdaroğlu, Vatan Gazetesi yazan Aydın Ayaydın’ın elindeki iPad’e bakarak “Ben de bir tane aldım, yakında kullanmaya başlayacağım” dedi. Sorulanınızı her zamanki sakin üslubuyla yanıtlayan Kılıcdaroğlu, cemaatlerin yasaklanmasını istemediklerini, ancak bir siyasi partinin arka bahçesine dönüşmesinden rahatsızlık duyduklannı söyledi. Gazeteci eylemlerini dikkatli izlediğini söyleyen Kılıcdaroğlu “Eğer entelektüellerden başlayarak bir tepki yükseliyorsa dalga dalga yayılarak halka inmesi kaçınılmaz” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu’nun anlattıklanndan, bugüne kadar Cumhuriyeti kuran ve adı statüko ile birlikte anılan CHP’nin bundan böyle özgürlükler, demokrasi ve temel insan haklan konulannda daha fazla inisiyatif alacağı izlenimini edindim. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı konulardaki açıklamalanndan şu özeti çıkardım:

KÜRT SORUNU

Arkadaşlarımız çeşitli illeri ziyaret etti, çalışmalar devam ediyor. Bugüne kadar 11 kente gittiler. Üniversitelerle görüşüldü; Şükrü Elekdağ’ı görevlendirdik, Avrupa Birliği çerçevesinde bir ön rapor hazırlamasını istedik. Anadilde eğitim, öğretim çalışması yapıldı. Fakat I biz çalakalem bir rapor _ çıkmasını istemiyoruz. ^ Kemal K’Maroglu, Seçime yetişebilir ya da yetişemeyebilir; biz, Kürt meselesini Güneydoğudaki sorunlardan biri olarak görüyoruz. Kürt sorunu da sosyal yapı gibi, toprak ve istihdam gibi bir mesele.

İNANÇLAR VE CEMAATLER

İnsanlann, bir araya gelerek inançlannı yaşamalannı kimse yasaklamamak. Fakat inançla siyaseti ayırmamız lazım. Siyasi kanaatler, siyasi partiler ve iktidarlar değişebilir ancak inançların değişmez ilkeleri vardır. Tann’ya inanmak gibi… İnsanlar neye inanıyorsa biz buna saygı duyanz. İnanç gruplannın siyasete belli bir mesafe içinde olmasını isteriz. Türkiye’de siyaset mekanizması belli çevrelere kaynak aktanyor. Devlet ihaleleri yoluyla kaynak aktarılınca çeşitli cemaat ve gruplar iktidar partisinin arka bahçesi haline geliyor.

AŞİRETLER VE SOSYAL YAPI

Türkiye’de ataerkil model kınldıkça, aileler çok çocuklu olmaktan uzaklaştıkça, yeni yapılar ortaya çıkıyor. “Çocukerkil” bir toplum olmaya yöneliyoruz artık. Türkiye’de aşiret diye bir olgu var. Bu her zaman dinsel anlamda olmayabilir. Onlann varlığını reddetmiyoruz.

MEDYA VE CHP

Önemli şeyler açıklıyoruz. Medya bizi vermiyor. Biz “Niye vermiyorsun?” diye soramayız. Belki medyanın da haklı tarafı vardır!

ERGENEKON SÜRECİ

Ergenekon meselesine iki türlü bakıyoruz: Bir kere hiç kimse yargılamadan azade değil, ikincisi bu yargılamalar hukukun üstünlüğü kuralı içinde yapılmalı. Eğer bu davayı yıllarca sürecek bir dava haline dönüştürüp hukuku tepelerseniz artık hukukun üstünlüğünü savunamayız. Dünya da biliyor ki Türkiye’de demokrasi tehlikede. Bugün 68 gazeteci hapiste. Ben temaslarda bulunmak üzere Avrupa’ya gittiğimde 51 gazeteci hapisteydi. Avrupalılara meseleleri anlatabilmek için -onlann dilindenmedya, yargı ve saydamlık raporu hazırladık.

AİLE SİGORTASI

Aile sigortası, cumhuriyet tarihinin en büyük gelir dağılım projesidir. Özgür bir toplum, ekonomik güvencesi olan bir toplumla sağlanabilir. Yoksul kesimleri bir siyasi partinin arka bahçesi olmaktan çıkarmak istiyoruz. Bunu aynı zamanda bireyin ve sivil toplumun güçlenmesi için de önemsiyoruz. AKP, yoksul kesimlerin kendi arka bahçesi olmaya devam etmesini istiyor. Aile sigortası konusu bizim şimdiye kadar oy alamadığımız bir kesimi doğrudan ilgilendiriyor. İnsanlann ekonomik özgürlüğü olmadan siyasi özgürlüğünün olmayacağına inanıyoruz. Kul köle isem, minnet duygusu taşıyorsam, kimseye karşı tarafsız olamam.

STATÜKOCULUK TARTIŞMASI

CHP için statükocu bir parti algısı var. Biz bunu değiştiriyoruz. Bize göre asıl statükocu parti AKP’dir. AKP statükocu olmasaydı yüzde 10 barajının kalkmasına, 53. Maddeye sıcak bakardı. Anayasa konusunda da “Gelin hangi maddeleri ele alacağımıza dair komisyon kuralım” dedik, yanaşmadılar. AKP demokras ve özgürlüğü sadece kendisi için istiyor.

DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

Gazeteciler yürümeye başlamışsa o toplumda demokrasi askıya alınmış demektir. AKP kendi devletini ve kendi derin devletini oluşturdu ve buna koşulsuz sahip çıkıyor. Biz sivil toplumla daha güçlü bir ilişki kurmak istiyoruz ama bu “illa bize oy verin” gibi bir ilişki değil. Hedefimiz, merkezi sivil toplum olan özgür insanlar yaratabilmek. Toplumda bir huzursuzluk çıktığında baskıyla durdurmaya çalışıyorlar. Herkese sıra gelecek. İktidarda kalmasının yolu bu baskıyı artırmaktan geçiyor.

BEDELLİ ASKERLİK KONUSU

Bedelli veya bedelsiz, biz belli bir ısrar içinde değiliz. Çözüm istenirse bulunur. Her iki türlü de olabilir. Hepimiz askerlik yaptık, üç aşağı beş yukan nasıl olduğunu biliyoruz. Gelin süresini kısaltalım. Milyonlarca asker besleyip hantal bir yapı oluşturmak doğru değil. Ülke kaynağının daha rasyonel kullanılması lazım. Bedelli askerlik beklentisi içinde olanlar ciddi bir yığılmaya neden oldu. İnsanlar “Bedel ödemeye hazınz” diyor. Biz askeri harcamalann şeffaf olmasını istiyoruz. Ben dört ay askerlik yaptım. Nasıl dört aylık askerlikle yurdu koruyabiliyorsam 9 ay askerlik yapan da koruyabilir.

RADİKAL Gazetesi / Koray Çalışkan – Yeni CHP eski sosyal demokrasiyle barışıyor mu?

Dün sabah CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilerle bir araya geldiği kahvaltıda ‘Sivil Toplum: Özgür İnsan, Kardeşçe Yaşam’ adlı raporu sundu. Rapor CHP açısından önemli değişiklikler öngörüyor. CHP’nin sivil toplum anlayışını özetleyen rapor, sosyal demokrat prensiplere dönüşün işaretlerini veriyor. Devlet güdümüne, cemaatçi siyasete ve neo-liberalizme karşı bir CHP ortaya çıkıyor. Açıkçası şaşırdım.

Neo-liberalizme gerçekten karşı mı?

Sosyalist partilerin en şiddetle eleştirdikleri küresel yıkım neo-liberalizm olmuştur. Piyasa egemenliğine dayanan ve bireyi kapitalizm karşısında yalnız bırakan bu ideoloji ve pratiğe karşı CHP uzun zamandır sessizdi. Sınıf çıkarlı reel siyaset yerine, sembollere dayanan kültür siyaseti yapan CHP sosyal demokrasiden uzaklaşmış, lafta solda duran bir partiye dönüşmüştü.

Sunumu Kılıçdaroğlu ile birlikte yapan Aykan Erdemir, Umut Oran ve Sencer Ayata, piyasa ilişkilerinin Türkiye toplumunu çözdüğünü, örgütlenmeyi aşağı çektiğini, taşeronlaşmanın kontrolden çıktığını ve sosyal devletin yok edildiğini anlattılar.

CHP’nin çözümü ne? Örgütlü toplumun özendirildiği, (sarı olmayan) sendikaların güçlendiği, cemaatlerin sosyal devletin çekildiği alana doluşmadığı bir Türkiye yaratmak. Kılıçdaroğlu’na göre bu hareket yeni bir devrim öngörüyor: Örgütlü demokrasi devrimi. Bu devrimin başarmaya çalıştığı şey sivil toplumu güçlendirerek örgütlü bireylerin piyasa, cemaatler ve devlet karşısında özerk ve güçlü olmasını sağlamak. CHP Genel Başkanı’na göre ancak bu yolla sosyal demokrat prensipler hayata geçecek.

Piyasa böyle kötüyse?

Kılıçdaroğlu daha yeni ‘bedelli askerlik’ önerisini dillendirmişti. Anlatılanlarla yapılanlar arasında birbirini tutmayan bir şey vardı. Sordum: “Yoksulların haklarını savunan bir program inşa ediyorsunuz ama maddi durumu iyi olanları kayıracak bir bedelli askerlik öneriyorsunuz. Neo-liberalizmi eleştiriyorsunuz ama küresel neo-liberalizmi kuran Dünya Bankası ve IMF gibi kurumların yıllardır dillendirdiği ‘Sivil toplum gelişse demokrasi gelişir’ söylemini yeniden üretiyorsunuz. 12.7 milyon yoksuldan bahsediyorsunuz ama bu yoksulların STK’lara uzak durduğunu ve ancak orta sınıfların ve varsılların sahiplendiği sivil toplum projesini destekliyorsunuz. Nasıl oluyor?”

Önce ‘bedelli askerlik’ önerisinin ‘bedelsiz’ de olabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu’na göre önemli olan askerliğin süresinin azaltılması ve hatta uzun vadede profesyonel orduya geçilmesiydi. Askeri harcamaların kısılmasını ve şeffaflaşmasını istediğini anlattı. Gençlerin çok daha kısa askerlik yapmaları için uğraşacağını söyledi. Yoksulların STK’lara üye olacak güçlerinin olmadığını bildiğini ama piyasanın yıkıcı etkisinin azaltıldığı takdirde, yoksulların da örgütlenecek gücünün olacağına ve cemaatlerden bağımsız ve özerk bir siyasete katılabileceklerine inandığını ekledi.

CHP samimi mi?

Zaman içinde daha açık göreceğiz. Ancak şu noktada görmeliyiz ki sosyalistlerin savunduğu birçok pozisyon CHP’de daha sıkça dillendiriliyor. Örgütsel olarak bu pozisyon ne kadar geliştirilebilir ve bu yeni duruşun iktisat politikalarındaki yansıması ne olacak zaman gösterecek. Ama eski ve hantal CHP’den dinamik ve solda fikirler çıkıyor. Bu dönüşümü daha dikkatli izlemeli.

Raporu sunanlardan CHP Parti Meclisi üyesi Aykan Erdemir ODTÜ’lü bir öğretim üyesidir. Hemen bizim sendikaya bir mesaj attım. “Sendikalardan ve örgütlenmeden bahsediyorlar, Aykan Bey Eğitim-Sen’li mi bir bakar mısınız” diye sordum. Yanıt bir dakikada geldi. Sendikalıymış hem de gayet aktifmiş. Toplantı çıkışı uzunca konuştuk. Öğrendim ki ABD’de çalışırken aynı sendikada örgütçü olarak çalışmışız. Hem de elitist öğretim görevlileri sendikasında değil, (Amerika’ya göre) solcu Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası’nda.

“CHP hiç değişmiyor” ya da “CHP çok değişti, artık tamamen yeni bir parti” diyenler CHP’ye daha dikkatle bakmalı. Türkiye’de sembol siyaseti yerini asli siyasete bırakırken herkes değişmek zorunda.

SÖZCÜ Gazetesi / Saygı Öztürk – AKP’nin, “Gündemi Saptırma Merkezi

Seçimler yaklaştıkça diğer partiler gibi CHP’de hareketlilik artıyor. Akşam. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin önemli olaylar anlatıyor, daha bunu yazamadan sabah CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroglu. yardımdan Prof .Dr. Sencer Ayata ve Umut Orandan sivil toplum örgütleriyle hedeflenen “özgür insan, kardeşçe yaşam”ı dinliyoruz.

Kılıçdaroğlu, sorular karşısında son derece rahat. Cemevlerinin ibadethane olabileceğini, sünni vatandaşlann da inanç temelli eksiklikleri varsa onlann da giderileceğini, siyasetin maneviyata müdahalesinin kabul edilemeyeceğini anlatıyor.

CHP Genel Başkanı, “sivil toplum”u demokrasinin fidanlığı olarak gördüklerini, bu fidanlığı tüm gücüyle AKP’nin baskıcı, cezalandıncı politikalanna karşı koruyacaklarını belirtiyor. “Daha güçlü sivil toplum için” CHP’nin devlet, cemaat ve çevre baskısına karşı olduğunu ifade ediyor ve bu alanda yapılacaktan şöyle özetliyor:

“Devlet güdümlü sivü toplum anlayışına son verilecek. Bunların yönetime katılması için yasa çıkanlacak. Bürokratik engeller kaldırılacak, yardım toplamak kolaylaştırılacak, vergi avantajları artırılacak, okullara sivil toplum dersi konulacak, örgütlere ofis ve sekretarya desteğinde bulunulacak, kamu yararına çalışan kuruluşlara kaynak aktarılacak, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılacak…”

Kısa adına “GSM” diyor

CHP. Aile Sigortası, sivil toplum kuruluşlanyla ilişkiler gibi önemli çalışmalar yaparken, bir de bakıyorsunuz birden Türkiye gündemine “taciz” iddiasıyla oturuyor. Bir hanım gazeteci “kale” olarak nitelendirdiği CHP Genel Merkezinde. “Baykalbana tacizde bulundu” diyor.

CHP kurmaylan. bu olayın arkasında başka güçler olduğunu, yönlendirmeler bulunduğunu düşünüyor. Kılıçdaroğlu’na “kayıt” cihazlan verin, “falanca kişinin yatak odasında bile gönlntülerini getiririm” denildiği anlatılıyor. Kılıçdaroglu da Baykal da Gürsel Tekin de tuzaklara düşmüyor. Ama “takibe meraklı” CHP’nin TBMM’deki önemli ismi, ne yazık ki gazetecilerin peşine birilerini takmayı ihmal etmiyor. Bu da. onun ayıbı…

Kılıçdaroğlu Baykal ve Tekinin ifadeleri “ahnacak-alınmayacak” derken ifadelerin alınacağını öğreniyoruz. Yani önümüzdeki günler. CHP’nin yakasını “fcaciz”!i ifadeler bırakmayacak gibi gözüküyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “AKP’nin emrinde GSM var” diyor. İlk akla gelen cep telefonu şirketi oluyor. Ama ilgisi yok. GSM, Gürsel Tekin e göre “Gündemi Saptırma Merkezfdir. Ne yapar, ne eder bu merkez, onu de Tekin’den dinliyorum:

“Bu hükümet, hem iktidar, hem muhalefet, iktidarda ama, çözmesi gerekenleri çözmüyor, onlar daha çok şikayetçi oluyor. Ülkede yolsuzluk, yoksulluk almış başını gidiyor. Bunlardan da iktidar şikayetçi. Yolsuzluğu, yoksulluğu, işsizliği unutturmak için belli dönemlerde hemen devreye GSM giriyor, gündemi saptınyor.

GSM’nin emrinde gazeteler, televizyonlar, radyolar, araştırma şirketleri, bazı sivil toplum kuruluşlan var. Duruma göre devreye sokuluyor. Asıl gündemden halkı uzaklaştınp. dikkatleri hükümetin üzerinden başka yönlere çekiyor.

Yardımda bile yolsuzluk var

AKP kurulduğunda, “3-Y” ile yani yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğini vaat ediyordu. Başbakan, sıkışınca 1940lara. 1950′lere dönüp CHP’yi suçluyor. Allah’tan korksun, daha biz o zaman doğmamıştık bile. Bıraksın 60-70 yıl öncesini de, şimdiki dönemi, günceli konuşsun.

Yoksulluğun boyutunu yaptıklan yardımlan açıklayarak zaten anlatıyorlar. Yoksula yardım yapıyoruz’ derken o yapılan yardımlar üzerinden bu kez yolsuzluk yapıyorlar. Sadece kömürdeki vurgun 1 katrilyon liranın üzerinde olduğu raporlarla sabit. Türkiye’yi yolsuzluklarda Avrupa ülkeleri içinde birinci sıraya yükselttiler.

‘Yasaklan kaldırdık’ diyenler, muhalefetin sesinin çıkmasına bile tahammül edemiyor. Böyle bir iktidar olur mu? Basının üzerinde alabildiğine baskı var. Birkaçı hariç televizyonlar, gazeteler gündem değiştirileceği zaman devreye sokuluyor ve böylece algı değiştirmek isteniyor. AKP, GSM’yi devreye sokup ‘belden aşağı’ vuruşlar içine giriyor.

Seçim anketleri yapan bazı şirketler var. Bunlann amacı AKP lehine psikolojik hava oluşturmak. Birkaçı hariç bunlann AKP’li belediyelerle, kamu kuruluşlanyla iş yaptıklannı bilmediğimizi mi sanıyorlar. İşin ilginci, anket sonuçlanndan en çok da CHP seçmeni etkileniyor. Her zaman diyorum, seçimden sonra onlann arkasına teneke bağlayacağız. GSM’nin yeni görevi, CHP’yi itirjarstzlaştirmak Bunun için harekete geçilmiş durumda. Yeni bir takım olaylar gündeme getirilebilirler. Devleti teslim alanlar, basını teslim alanlar, CHP’yi de teslim almak istiyorlar. CHP düşmanlığı yaratmak isteyenler, amaçlarına ulaşamaz.

Artık, dava açacağız

Bugüne kadar yazılanlar, söylenenler için dava açmıyorduk. Bizlerin de onum, haysiyeti var. Kimseyi tehdit etmiyoruz ama artık bize karşı vicdansızlık yapmasınlar. Yandaş medya da haddini bilecektir, herkes haddini bilecektir. Yeter artık…” CHP ve Genel Başkanı Kılıçdaroglu. askerlik, aile sigortası, sivil toplum kuruluşlan. tarikat ve cemaatlere yaklaşımıyla hayli ezber bozuyor. Önümüzdeki günlerde önemli projelerini anlatmaya devam edecek. Önemli bir değişim yaşanıyor…

 

VATAN Gazetesi / Aydın Ayaydın – Ana muhalefet partisi sivil toplumla barışıyor

Uzun yıllar sivil toplum örgütleriyle sıcak ilişki kuramayan CHP bu durumu değiştirmeye çalışıyor.

Kılıçdaroğlu, sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi ve karar mekanizmalarında yer alabilmesi için bir dizi proje geliştirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurmayları Prof. Dr. Sencer Ayayta ve Umut Oran ile birlikte davet ettiği köşe yazarlarına, aile sigortasından sonra “Özgür insan, kardeşçe yaşam sivil toplum” projesini tanıttı. Bu projenin sunumundan önce Kılıçdaroğlu, “dün İstanbul ve Ankara’daki iki eyleme değindi: “Dikkatinizi çekerim, eylem yapan iki grup da entelektüel birikimi olan kişiler. Gazeteciler ve doktorlar yürüdü. Bir ülkede gazeteciler, ellerinden kalemleri alınıp hapse atılıyorsa o ülkede basın özgürlüğünden bahsedilemez. Oysa bu ülkenin bakanı çıkıp bizdeki basın özgürlüğü ABD’de bile yok diyebiliyor. Herhalde Bakanın bahsettiği basın, besleme basın olmalı.”

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Aile sigortası ile yoksullar siyasi iktidarların arka bahçesi olmayacak, önce ekonomik bağımsızlığını kazanacak, sonra da siyasal görüşünü özgürce ortaya koyacak. Düşüncelerini özgürce dile getiren bir sivil toplum hedefliyoruz. Sivil toplum, demokrasi açısından tepkilerini yürekli olarak dile getirmelidir. Korkmadıkları bir yapı sunulmalı ve talepleri değerlendirilmelidir. Karadeniz derelerinin kardeşliği HES’lere karşı tepkisini ortaya koydu. Bu kardeşlik mücadelesini aynı kültürden, aynı düşünceden insanlar değil, farklı gruplardan kişiler veriyordu. Ama çevre adına tepkilerini ortaya koyarak sonuç almayı da başardılar. İşte bahsettiğimiz sivil toplum bu.”

Kılıçdaroğlu’nun sunumundan önemli bazı bölümler şöyleydi:

CHP örgütlü sivil toplumun partisi

CHP, kendisini bir zümrenin, ırka dayalı bir aidiyetin ya da yerleşik iktidar güçlerinin değil örgütlü sivil toplumun partisi olarak görür.

İnsanın özgür olabilmesi; baskıcı devlet uygulamalarının yanı sıra insanları itaat ve bağımlılığa zorlayan çevre ve cemaat (dini anlamdaki cemaatlerden bahsedilmiyor) baskılarına son verilmesi, ekonomik bağımsızlık ve toplumsal güvence koşullarına bağlıdır. CHP, insanın özgürlüğünün, onları dizginlenmemiş piyasanın insafına terk etmeyen, güçlü bir sosyal devlet tarafından gerçekleştirilebileceğini öngörür. Sosyal devlet, kardeşliğe yatırımdır. Sosyal demokratların kardeşlik anlayışının temelinde duygudaşlık vardır. Çünkü duygudaşlık topluluk ruhunu canlandırır. Yurttaşların birbirlerinin sorunlarına duyarlı olmalarını ve birbirlerine destek olmalarını sağlar.

CHP’nin Sivil Toplum Anlayışı

CHP’nin sivil toplum anlayışı;

Devlet güdümünde değil, toplum merkezlidir.

Devlet güdümünde değil, toplum merkezli.

Kısıtlayıcı değil, destekleyici.

Engelleyici değil, güçlendirici.

Cezalandırıcı değil, yüreklendirici.

Dışlayıcı değil, kapsayıcı,

Baskıcı cemaat (dini cemaat kastedilmiyor) merkezli değildir.

İnsanın insana boyun eğmesi anlayışını reddeder.

Özellikle kadınlar ve gençlerin özgürlüğünü kısıtlayan çevre ve cemaat baskısına karşı çıkar.

Neo-liberal dogma merkezli değildir.

İnsanların siyasi, toplumsal ve kültürel kaynaklara erişimlerini piyasadaki kazançlarıyla sınırlandıran anlayışı reddeder.

CHP, partizanlaşan yandaş sivil toplum kuruluşlarına karşı, özerkliğini koruyan sivil toplum anlayışını savunur.

CHP kayırmacı ve dışlayıcı devlet-sivil toplum ilişkisi anlayışını reddeder.

Sivil toplum, iktidarların otoriter eğilimlerine demokratik yoldan karşı çıkmanın en etkili aracıdır.

‘Bazı STK’lar hükümetin yan kuruluşu haline geldi’

CHP lideri cemaatler ile STK’lar arasındaki ilişkileri ise şöyle tanımlıyor: “Din ve inanç temelli kuruluşların bir bölümü faaliyetlerini tamamen çağdaş ve demokratik sivil toplum kuruluşları gibi sürdürmektedir. Bunlar, başta toplumsal dayanışmayı geliştirme olmak üzere bireylerin yalnızlaşmasını önleyen ve manevi doyuma ulaşmalarını sağlayan önemli faaliyetler yürütmektedir. Bununla birlikte, bazı din ve inanç temelli sivil toplum kuruluşlarının uzun dönemde demokrasi ve sağlıklı bir sivil toplumun geliştirilmesi hedefi ile bağdaşmayan yönleri bulunduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Özellikle de son yirmi yılda, bu kuruluşların bazıları sivil toplumun asli amaçlarından uzaklaşmıştır. Bunlara örnek olarak, bazı kuruluşların hükümetlerin uzantısı haline gelmeleri, içine hükümetleri de alan yolsuzluklara bulaşmaları veya tamamen kâr amaçlı faaliyetlere odaklanmaları gösterilebilir. Bu kuruluşlar aynı zamanda katı hiyerarşik iç yapılar oluşturmakta ve böylece otoriter değerlerin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Bazı kuruluşlar ise kendilerine yakın görmedikleri toplum kesimleri hakkında kuvvetli önyargılar aşılamaktadırlar. Ataerkil değerlerin ön plana çıkartılarak kadınların arka planda tutulması yine bazı örgütlerde karşılaştığımız önemli bir sorundur.

CHP, biat kültürü ve bağımlılık ilişkileri yaratarak mensuplarına özel çıkar sağlayan anlayışı reddeder.

AKP gölgesinde STK

Türkiye’de sivil toplumun zaten sınırlı olan özerkliği, AKP iktidarının baskıcı politikaları nedeniyle hızla erozyona uğramaktadır. Bürokraside, yerel yönetimlerde, medya ve iş dünyasında muhaliflerini sindirmeye çalışan AKP iktidarı, sivil toplum alanını da kendisine biat etmeye zorlamaktadır. AKP’nin tekelci zihniyeti, farklı toplum tasarımına sahip olan sivil toplum örgütlerini yoğun yaftalama politikaları ile kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Sivil toplum kuruluşları AKP’nin güdümüne girmek ya da ‘bertaraf olmak’ ikilemi ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Hükümet güdümünde hareket eden bazı sivil toplum kuruluşları devlet olanaklarını kullanarak kâr, hatta rant amaçlı hale gelmiştir. Bu kuruluşlar haksız rekabet ve taraflı korumacılık sayesinde mali kaynak, üye sayısı ve medyada görünürlük açısından hızla büyümektedir. Bu kuruluşların düzenli denetlenmemesi bir yana, aleyhlerindeki yolsuzluk iddiaları örtbas edilmektedir.

Hükümet yanlısı birçok sivil toplum kuruluşu özerkliklerini tamamen yitirmiş ve bir hükümet kuruluşu haline dönüşmüşlerdir.“

CHP’den herkese bedelli askerlik!

Kılıçdaroğlu, “Biz, işini korumak isteyen dar gelirliye de krediyle bedelli askerlik imkanı sağlayacağız” dedi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme getirdiği ‘bedelli askerlik’ konusunda yaptıkları çalışmayı anlattı:

“Arkadaşlarıma talimat verdim. İki türlü çalışma yapılıyor. Öncelikli amacımız, zengin fakir ayırımını ortadan kaldıran mevcut birikimi eritmek amacıyla, bedelsiz kısa dönem askerlik uygulaması. İkincisi, Hükümet ‘Yok, paraya ihtiyacımız var’ der ise ona da varız. Bu kez bedelli askerlik. Amaç askerliğini yapmayan önemli bir kitlenin bu sorununu çözmek. Bedelli askerlik olsa bile, bu sadece zenginler için değil. Dar gelirlilerin de mevcut işini kaybetmemek ve de aile düzenlerini korumaya yönelik bir uygulama olacak. İnsanlar işini ve gelirini kaybetmeden askerlik sorununu çözecek.”

Parası olmayana kredi…

Kılıçdaroğlu, eşitlik ilkesi gereği parası olmayanlara da ‘bedelli askerlik’ imkanını nasıl sağlayacaklarını da şöyle anlattı: “Parası olmayan gençlere de, finans kuruluşlarından sağlanacak kredi imkanlarıyla bedelli askerlik yapma imkanı getireceğiz. CHP olarak bu teklifimizi kısa sürede vereceğiz.”

‘STK’lar için yasal düzenlemeler yapılacak’

CHP STK’larla ilgili bir dizi yasal düzenleme yapmayı da vaat ediyor. Bu alandaki eksiklikleri ise şöyle tespit ediliyor: AKP iktidarının baskıcı geleneği STK’lar üzerinde de sürüyor. STK’lar ciddi maddi kaynak sıkıntısı çekiyor. STK’larda da cinsiyet eşitsizliği ve bölgeler arası dengesizlik var. ST’ların görünürlük sorunu var. Çalışmaları medyada yeteri karad yer almıyor.

Bu tespitleri yapan CHP daha güçlü sivil toplum için söz veriyor ve şu vaatlerde bulunuyor:

1- Devlet güdümlü sivil toplum anlayışına son verilecek

2- Sivil toplumun yönetime katılması için yasa çıkaracak

3- Bürokratik engeller kaldırılacak

4- Yardım toplamak kolaylaşacak

5- Vergi avantajları artırılacak

6- Cezacı yaklaşıma son verilecek

7- Okullara sivil toplum dersi

8- Sivil toplum örgütlerine ofis ve sekretarya

9- Daha çok ve şeffaf kamu kaynağı

10- İç ve dış destek başvurularına devlet desteği

11- Kadınlara pozitif ayrımcılık

12- Çoğulculuğu besleyen internet ortamı sansürden uzaklaştırılacak.

‘İktidar, cemaatlere kaynak aktarıyor’

Kılıçdaroğlu, “İnanç gruplarının inançları doğrultusunda bir araya gelip düşüncelerini dile getirmelerine bir diyeceğimiz yok. Ancak bir siyasi partinin arka bahçesi haline gelip siyasileri yönlendirmeye çalışmalarını benimseyemeyiz. Bu cemaatler istediği partiyi destekleyebilir. Ancak inanç birlikteliğinin ötesinde siyasetin farklı bir şey olduğunu onlara hatırlatmakta yarar vardır. Cemaatlerin siyasete katkılarının yanında, aksine, iktidar tarafından bu gruba kaynak aktarıldığı yönünde bilgilere sahibiz” dedi.

Kılıçdaroğlu şehit aileleri ile yemekte buluşacak

CHP lideri Kılıçdaroğlu bugün 19.30’da Bilkent Otel’de şehit aileleri ile yemek yiyecek. Kılıçdaroğlu’nun talimatı ile yapılan organizasyonu, Kılıçdaroğlu’nun askeri danışmanlığını yapan Anıtkabir eski Komutanı Emekli Albay Recep Cengiz organize etti. Yemeğe, gazi ve şehit aileleri dernekleri davet edildi.

ZAMAN Gazetesi / Mustafa Ünal - CHP’nin ‘sivil toplum’ açılımı

CHP devlet odaklı politikalar üretmiş bir parti. Bu statükocu yaklaşımın faydasını değil zararını gördü. Çok partili dönemde sandıktan hiç iktidar olarak çıkamadı. Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte pek cesur olmasa da katı politikalarda esneme başladı.

Türbanı kimi CHP’liler simgesel olarak Hitler’in gamalı haçına benzetirken Kılıçdaroğlu’nun “Üniversitelerde başörtüsü serbest olmalı.” çıkışı ileri bir adımdı. Bugün her alanda olmasa bile CHP’nin kimi politikalarında bir ‘değişim sancısının’ yaşandığını söylemek mümkün.

Sivil toplum örgütlerine yaklaşım bunlardan biri… Kılıçdaroğlu dün bir grup basın mensubuna ‘Özgür insan, kardeşçe yaşam’ sloganıyla CHP’nin ‘sivil topluma’ nasıl baktığını anlattı. Yeni politika bir çalışmanın ürünü… Raporu hazırlayan genel başkan yardımcıları Sencer Ayata ile Umut Oran… Prof. Ayata bir toplum bilimci… Sivil toplum onun akademisyen olarak da ihtisas alanına giriyor.

Dün o toplantıda sivil toplum adına söylenen her söz, CHP için yeni yaklaşım, yeni politika anlamına geliyordu. Kılıçdaroğlu, “Güçlü devlet, zayıf sivil toplum anlayışını tersyüz edeceğiz.” diye başladı söze ve “Sivil toplum güçlü olursa devlet güçlü olur.” dedi.

Ardından bir tespit yaptı ve CHP’nin bugüne kadar sivil toplum örgütleriyle samimi ve derinlikli ilişki kuramadığından yakındı. Kılıçdaroğlu burada haklı. Sivil toplumdan kasıt sadece dernek ve vakıflar değil, her türlü inanç grubu…

CHP bugüne kadar sivil toplum örgütlerine devletin gözüyle baktı. Bir sosyal gerçeklik olarak görmedi. Güvenlik perspektifinden değerlendirdi; laiklik, rejim kriterlerine tabi tuttu. Kimini ‘tehlike’ saydı, kimini ‘tehdit’ olarak algıladı.

Bir ara sivil toplumun anlamını değiştirdi. Hatırlayacaksınız, “TSK sivil toplum örgütüdür.” diyen CHP’liler çıktı. Sivil toplum örgütlerine devlet ve güvenlik odaklı bakınca kaçınılmaz olarak siyaseten yakınlık duyduğu çok azıyla sağlıklı ilişki kurabildi.

CHP düne kadar sivil toplum örgütlerini özellikle de dinî grupları istihbarat teşkilatlarının raporları, güvenlik birimlerinin değerlendirmeleri ışığında yorumlardı. Şimdi bilime yöneldi… Ve teorik düzeyde de olsa CHP’nin sivil toplumu bir sosyal olgu olarak görmesi ileri bir adım. Türkiye için küçük olabilir ama CHP için büyük bir adım olduğu kesin.

Kılıçdaroğlu’na bazı dinî gruplar vurgulanarak sivil toplum açılımının pratiğe dönük yansımaları da soruldu. Cevabı özetle şöyle oldu: “Biz her türlü sivil toplum örgütünü savunuyoruz. Düşünce ve inanca yasak getirmekten yana değiliz. Dinî inanç gruplarının bir araya gelerek yaşamalarını, örgütlenmesini kimse yasaklayamaz. Biz inanç gruplarına saygılıyız. Siyasete belli bir mesafe içinde olmasını istiyoruz. İnanç birlikteliği siyasetin ötesinde olmalı. Etnik ve inanç örgütlenmesi Türkiye’ye özgü değil, Avrupa’da da var. Devletin insanların manevi dünyasına, inançlarına müdahale etmesini doğru bulmuyoruz.”

Kılıçdaroğlu’nun içinde hiç rejim, laiklik, tehlike ve tehdit geçmeyen sözleri CHP’nin her türlü inanç grubunu kabullendiği, her türlü sivil toplum örgütünü bir sosyal gerçeklik olarak benimsediği anlamına gelmiyor mu? Bence geliyor.

CHP liderinin kimi eleştirileri de vardı. Bunlar daha çok siyasî içerikliydi. Kuşkusuz raporda da itiraz edilecek hususlar yok değil, var. Sivil toplum örgütlerine biraz daha içeriden bakılabilirdi sözgelimi. Ancak ben bardağın dolu tarafıyla ilgiliyim. CHP’nin her türlü sivil toplum örgütünü kabullenmesi ‘yeni politika’ anlamına geliyor.

Bakalım raporda yazanlar ve söylenen sözler ‘eylem planına’ dönüşecek mi?

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>